Except from being lay rescuer and protecting myself from tragic events. There were very good news. I decided to work on Haptic Affect LOop (HALO) project with Gordon under supervision of Karon Maclean and Joanna Mcgrenere. I'm now a member of SPIN lab and I'm so exited to work and develop my ideas and definitely publish in conferences. Now looking back to just one year, there are major shifts in my interests and what I do.
I'm again get ahead of myself and decided to go aboard for volunteering after the day I graduate from UBC. There is Volunteer Abroad program, which you can chose to volunteer in many poor countries Ecuador, Peru, Nepal or Ghana. I think I'm going to go to Ghana :). I need to read and learn more about Ghana of course and volunteering is a important commitment independent of how you decide to help. There are wide range of possibilities construction, teaching, caring.. I hopefully assume to be there for two months October and February 2011. If you like visit: volunteerabroad.ca
Did I mentioned that there is great opportunity for working at a farm at UBCFarm ? You can also volunteer at UBC farm during the summer for lots of jobs from beekeeping to chicken nest cleaning and of course basic farming. Its going to be an awesome experience.
27 Mart 2010 Cumartesi
Trajik
Wreck beach'e gunesli bir ogleden sonrami degerlendirmek icin gitmistim ve yanimda bu kitabi da goturdum. Sezonu acmaya wreck de acmaya baslamis, saticilar ciplaklar boy gostermis :).
Trajik konumuzla bağlantılı olarak bugun CPR eğitimi aldım, seneye yapacağım görevim için sahip olmam gereken 2 senelik bir sertifika. CPR'in acilimi Cardiopulmonary resuscitation. Nefes almayan, baygin, vey kabli durmus birini saglik gorevlileri gelene kadar, hayatta tutmak icin gerekli olan temel uygulama. Bu egitimi alan kisilere lay rescuer diyorlar. Hic kullanmak gerekmesin ama egitim sirasinda bu isin ne kadar zor olabilecegini bir an canlandirinca bile irkildim. Onumde yatan plastik vucudun bir yakininiz oldugunu dusunmeyi kimseye tavsiye etmiyorum :P.
![]() |
| Tinto Brass'in Trasgredire (Kışkırtma) fılminden |
14 Mart 2010 Pazar
metamorphosis
"When a metamorphosis occurs, a person or thing develops and changes into something completely different."
Philip Glass is coming to Chan Centre on april 5th which I have discovered by reading straight magazine. I'm so ashamed that I didn't know anything about him before. The song below made me to have goosebumps with my eyes closed. I desperately wanted to learn songs of him. It was such a pleasure to me that it was coming somewhere deep below ocean or the deepest dark places on the earth. Listening it was like witnessing the rise of the sun for the first time. I'm very exited to listen him live.
Apart from music, there are something which I'm also very exited! I accepted to become an residence advisor for marine drive. I wasn't really expecting to be accepted but I guess there is more than meets the eye. There are going to be training orientations during the august and I will move into a single unit around that time. I hope I will be as friendly and helpful as by advisors this year.
7 Mart 2010 Pazar
6 Mart 2010 Cumartesi
TED videos on food
I believe these two videos are crucially important for everyone. I recommend everyone at least watch Jamie's video. Micheal's video is also very fundamental and inspiring.
25 Şubat 2010 Perşembe
food inc, evil corp, endrustrilesme, makinelesme, gdo
Evet I. ve II. Dunya savasiyle birlikle hizli ve ucuz uretmek icin elimizden geleni yapiyoruz. Hem de bir cok anlamda urettigimiz herseyde bunu gormek mumkun, ve de tukettigimiz. Aslinda artik daha saygisizca ve cabuk da tuketiyoruz yiyecekleri, bilgiyi ve cok ileri gidersek sevgiyi :).
Amacim konuyu toparlanmayacak kadar cok dagitmak degil ama yediklerimiz uzerinden biraz felsefe yapamk istiyorum. Evet endustrilesme ile birlikte daha az uretici, daha verimli topraklar elde ettik ve uretirken insani degersiz kildik, insani sadece tek bir is yaparak yenilebilir yaparak. Teknolojiyi bu sekilde kullanmaya bu degisen sistemin acik deliklerini kapatmaya calisarak gelistirdik. Peki neden teknolojiyi ve gelisimi daha cok birbirinin bozukluklarini kapatabilecek uluslararasi olmayan sirketlerle ve kendi uretiginin degeri bilen bircok ureticiyle degistirmedik? Neden daha cok ozverili uretici yerine daha az ureticiyi tercih ettik? Bu sorunun cevabini bilmiyorum. Belki de hersey o zaman cok daha masum gozukuyordu...
Food Inc. gozunu hala acamayanlara, mutfagina neler aldiklarindan haberi olmayanlara uretim sektorunu bir guzel tanitan bir film.
Madem gerceklerin, sebep-sonuclarin farkina varmaya basliyoruz. Nasil degistirebiliriz neler yapabiliriz? Filmde gosterin kanit tutun endustrisinin ve tutune karsi gelistirilen savunmanin nasil seneler icinde bu sektoru degistirdigi yonunde. Ikinci guzel kanit ise amerikan buyuk supermarket zinciri walmart'in nasil reyonlarindaki urunleri organik tarim urunleriyle degistirmek icin attigi adim. Ama bu klasik lafi soylemeden edemeyecegim: en buyuk rol bizlerde. Cunku biz sectigimiz, yedigimiz urunlerin sahipleriyiz. Eger bizler secmezsek, nesilleri tukenecek ve yerine bizim sectigimiz urunleri gormeye baslayacagiz alisveris yaparken (dogal seleksiyon gibi).
Ben gelcekte verimin uretimdeki tek kistas olmadigi,uretici sayisinin arttigi, uretirken ve tuketirken daha saygili olacagimiz bir dunyayi hayal ediyorum.
Benzer konularda bilgi almak isteyenler icin, internette slow-food, turkiye de ise Defne Koryurek'in yazilarini ve fikir sahibi damaklari arastirip ogrenebilirler.
Yazimida filmde gecen "aslinda bu bir domates degil aslinda bu sadece idea olarak bir domates" cumlesinin bana hatirlattigi Rene Magritte'in bir eseriyle bitirmek istiyorum. Biraksaniz bir paragrafta bu konuyu sanatla baglardim da neyse.. :)

Ceci n'est pas une pipe, Rene Magritte 1928 (bu bir pipo değildir)
Amacim konuyu toparlanmayacak kadar cok dagitmak degil ama yediklerimiz uzerinden biraz felsefe yapamk istiyorum. Evet endustrilesme ile birlikte daha az uretici, daha verimli topraklar elde ettik ve uretirken insani degersiz kildik, insani sadece tek bir is yaparak yenilebilir yaparak. Teknolojiyi bu sekilde kullanmaya bu degisen sistemin acik deliklerini kapatmaya calisarak gelistirdik. Peki neden teknolojiyi ve gelisimi daha cok birbirinin bozukluklarini kapatabilecek uluslararasi olmayan sirketlerle ve kendi uretiginin degeri bilen bircok ureticiyle degistirmedik? Neden daha cok ozverili uretici yerine daha az ureticiyi tercih ettik? Bu sorunun cevabini bilmiyorum. Belki de hersey o zaman cok daha masum gozukuyordu...
Food Inc. gozunu hala acamayanlara, mutfagina neler aldiklarindan haberi olmayanlara uretim sektorunu bir guzel tanitan bir film.
Madem gerceklerin, sebep-sonuclarin farkina varmaya basliyoruz. Nasil degistirebiliriz neler yapabiliriz? Filmde gosterin kanit tutun endustrisinin ve tutune karsi gelistirilen savunmanin nasil seneler icinde bu sektoru degistirdigi yonunde. Ikinci guzel kanit ise amerikan buyuk supermarket zinciri walmart'in nasil reyonlarindaki urunleri organik tarim urunleriyle degistirmek icin attigi adim. Ama bu klasik lafi soylemeden edemeyecegim: en buyuk rol bizlerde. Cunku biz sectigimiz, yedigimiz urunlerin sahipleriyiz. Eger bizler secmezsek, nesilleri tukenecek ve yerine bizim sectigimiz urunleri gormeye baslayacagiz alisveris yaparken (dogal seleksiyon gibi).
Ben gelcekte verimin uretimdeki tek kistas olmadigi,uretici sayisinin arttigi, uretirken ve tuketirken daha saygili olacagimiz bir dunyayi hayal ediyorum.
Benzer konularda bilgi almak isteyenler icin, internette slow-food, turkiye de ise Defne Koryurek'in yazilarini ve fikir sahibi damaklari arastirip ogrenebilirler.
Yazimida filmde gecen "aslinda bu bir domates degil aslinda bu sadece idea olarak bir domates" cumlesinin bana hatirlattigi Rene Magritte'in bir eseriyle bitirmek istiyorum. Biraksaniz bir paragrafta bu konuyu sanatla baglardim da neyse.. :)
Ceci n'est pas une pipe, Rene Magritte 1928 (bu bir pipo değildir)
Cocuktum
Çocuktum
Hep kardan adamlar süslerdi düslerimi
Büyüdüm
Hep kandan adamlar oydular yüregimi
Çocuktum
Hep ölümsüz asklari okurdum masallarda
Büyüdüm
Ne asklar satildi o körkütük masalarda
Çocuktum
Serefti itibardi bütün kapilari açan anahtar
Büyüdüm
Hiçbir güç tanimadim para kadar
Çocuktum
Saçlarindan yakalardim ümitleri
Büyüdüm
Ezberledim bütün ihanetleri
Çocuktum
Yasam bir yagmur gibi düserdi avuçlarima
Büyüdüm
Simdi hep çocuklugum geliyor aklima
Sakin
Sen büyüme çocuk!
Bilgisayarimin bir kosesinden cikiverdi bu AHMET SELÇUK İLKAN siiri. Kaybolmasin diye..
Hep kardan adamlar süslerdi düslerimi
Büyüdüm
Hep kandan adamlar oydular yüregimi
Çocuktum
Hep ölümsüz asklari okurdum masallarda
Büyüdüm
Ne asklar satildi o körkütük masalarda
Çocuktum
Serefti itibardi bütün kapilari açan anahtar
Büyüdüm
Hiçbir güç tanimadim para kadar
Çocuktum
Saçlarindan yakalardim ümitleri
Büyüdüm
Ezberledim bütün ihanetleri
Çocuktum
Yasam bir yagmur gibi düserdi avuçlarima
Büyüdüm
Simdi hep çocuklugum geliyor aklima
Sakin
Sen büyüme çocuk!
Bilgisayarimin bir kosesinden cikiverdi bu AHMET SELÇUK İLKAN siiri. Kaybolmasin diye..
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
