cooking etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
cooking etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

6 Mayıs 2010 Perşembe

Get Ready Set Cook

Yemege merakimin nerden geldigini, cocukluk anilarim aklima geldikte daha iyi anlamaya basliyorum. BBC'de Ainsley Harriot'un sundugu programi ablamla televizyon karisina gecer izlerdik. Yaplilan yemeklere de en sonunda biz yorum yapar, hatta kirmizi domateslerin mi yoksa yesil biberlerin mi kazanicagi hakkinda tahmin yuruturduk.


Artik ablamla oturup televizyon izleyemiyorum ama gene televizyon programlari sayesinde kendimi gelistirmeye devam ediyorum. Beni en cok suanda bu isi sevmem ve enerjisiyle beni atesleyen mutfak insani, suphesiz ki beni taniyanlarda bildigi gibi, Gordon Ramsay. Gordon actigi ilk restrorant Aubergine den sonra bircok televizyon programinda boy gosterdi ve gosteremeye de devam ediyor. Benim izlediklerim arasinda en iyisi The F Word.



The F Word- f stands for food - size yemegin nerden nasil geldigini (ozellikle etin) nasil pisirmeniz gerektigini hem komplike yemeklerin kisa yollarini cok guzel bir sekilde gosteriyor. Kisin yanina gittigim bir arkadasima elimdeki butun serileri verdim ve birde o da yemek yapmaya daha ayri bir ozen gostermeye basladi.


Nerden esti de yemek ve teleziyon konularina girdim bilmiyorum ama ilk bunlari dusunerek yazmamistim basligimi.


Get Ready, Steady, Cook ! Aslinda yaza start verilmesini hatirlatigi icin kullandim en basta. Yaz resmen geldi, gunes civil civil oldu. Hava bir tuy gibi oksamaya basladi bizleri. Ben de yazin tam programima oturmadim henuz ama bu firsati degerlendirip artik kendi resimlerimi cekmeye cikim burada kullanmak icin.









6 Mart 2010 Cumartesi

TED videos on food

I believe these two videos are crucially important for everyone. I recommend everyone at least watch Jamie's video. Micheal's video is also very fundamental and inspiring.



25 Şubat 2010 Perşembe

food inc, evil corp, endrustrilesme, makinelesme, gdo

Evet I. ve II. Dunya savasiyle birlikle hizli ve ucuz uretmek icin elimizden geleni yapiyoruz. Hem de bir cok anlamda urettigimiz herseyde bunu gormek mumkun, ve de tukettigimiz. Aslinda artik daha saygisizca ve cabuk da tuketiyoruz yiyecekleri, bilgiyi ve cok ileri gidersek sevgiyi :).

Amacim konuyu toparlanmayacak kadar cok dagitmak degil ama yediklerimiz uzerinden biraz felsefe yapamk istiyorum. Evet endustrilesme ile birlikte daha az uretici, daha verimli topraklar elde ettik ve uretirken insani degersiz kildik, insani sadece tek bir is yaparak yenilebilir yaparak. Teknolojiyi bu sekilde kullanmaya bu degisen sistemin acik deliklerini kapatmaya calisarak gelistirdik. Peki neden teknolojiyi ve gelisimi daha cok birbirinin bozukluklarini kapatabilecek uluslararasi olmayan sirketlerle ve kendi uretiginin degeri bilen bircok ureticiyle degistirmedik? Neden daha cok ozverili uretici yerine daha az ureticiyi tercih ettik? Bu sorunun cevabini bilmiyorum. Belki de hersey o zaman cok daha masum gozukuyordu...

Food Inc.
gozunu hala acamayanlara, mutfagina neler aldiklarindan haberi olmayanlara uretim sektorunu bir guzel tanitan bir film.

Madem gerceklerin, sebep-sonuclarin farkina varmaya basliyoruz. Nasil degistirebiliriz neler yapabiliriz? Filmde gosterin kanit tutun endustrisinin ve tutune karsi gelistirilen savunmanin nasil seneler icinde bu sektoru degistirdigi yonunde. Ikinci guzel kanit ise amerikan buyuk supermarket zinciri walmart'in nasil reyonlarindaki urunleri organik tarim urunleriyle degistirmek icin attigi adim. Ama bu klasik lafi soylemeden edemeyecegim: en buyuk rol bizlerde. Cunku biz sectigimiz, yedigimiz urunlerin sahipleriyiz. Eger bizler secmezsek, nesilleri tukenecek ve yerine bizim sectigimiz urunleri gormeye baslayacagiz alisveris yaparken (dogal seleksiyon gibi).

Ben gelcekte verimin uretimdeki tek kistas olmadigi,uretici sayisinin arttigi, uretirken ve tuketirken daha saygili olacagimiz bir dunyayi hayal ediyorum.

Benzer konularda bilgi almak isteyenler icin, internette slow-food, turkiye de ise Defne Koryurek'in yazilarini ve fikir sahibi damaklari arastirip ogrenebilirler.

Yazimida filmde gecen "aslinda bu bir domates degil aslinda bu sadece idea olarak bir domates" cumlesinin bana hatirlattigi Rene Magritte'in bir eseriyle bitirmek istiyorum. Biraksaniz bir paragrafta bu konuyu sanatla baglardim da neyse.. :)


Ceci n'est pas une pipe, Rene Magritte 1928 (bu bir pipo değildir)

15 Kasım 2009 Pazar

16-19 Nov: menu of the week

-linguine bolognese
-banana &berry milkshake
-kurufasulye [hopefully will make some tomato pilaf]
-spaghetti with prawns
-salad

9 Kasım 2009 Pazartesi

Today and Tomorrow

reading: elBlli from Ferran Adrian, humble pie from Gordon Ramsay
listening: The Mirror Conspiracy

Green Beans
White beans - kurufasulye
Bulghur pilaf
Caponata [recepie]
------Next-----
chocolate soufflé
something with chicken
ginger bread cookie